Kayıtlar

Packman zor durumda

Resim
Popular Science dergisinin temmuz 2015 sayısında, "Evrenin dili" adlı bir bölüm yayınlandı. Bölümü Tuna Emren hazırlamış ve yazı doğada görülen matematiksel düzeni "ele veren" altın oran, pi sayısı gibi gizemli sayıları ele alıyor. Çok hoş bir yazı, bulun okuyun derim. Örneğin ben, se'ler çizerek akan bir nehrin toplam uzunluğunu, başlangıç ve bitiş noktaları arasındaki mesafeye böldüğümüzde, her zaman pi sayısının çıktığını bu yazıda öğrendim. Yazı pi sayısının ışık ve ses dalgalarındaki etkisinden başlayıp, büyüme aşamasındaki elma hücrelerinin aldığı küresel formdan tutun, bir süpernova'nın parlaklığının belirlenmesine kadar "her yerde, ama her yerde" görüldüğünü anlatıyor. Max Tegmark Yazıdan bir kısım alıyorum sizin için: " Pi, birbirine bağlı olan sistemlerin içinde önemli bir yere sahip. Ancak bunun nasıl olabildiğiniz tam olarak açıklayamıyoruz.Fibonacci dizilimi biçimsel olarak ortaya çıkıyorsa da, Pi sayısı derinlerde yatan br ...

İstenç, bilinç ve sanat

Resim
" Sanatçı ne yaptığını bilmez, biz biliriz. "  Sartre Böyle diyor Sartre, Giacometti'nin heykelleri için. Bu söz, Bergson'un önceki yazılarımızda bahsettiğimiz elan-vitae'nin sezgi ile bulunabileceğini anlatan metinlerini aklıma getirdi. Sonuçta, sezgileri güçlü insanlar, kendileri de farkında olmaksızın, sürekli bir arayış içinde. Sanatçıların bulup çıkardıklarını, hepimiz farklı değerlendiriyoruz. Bazıları bizi yüreğimizden yakalıyor, bazıları da hiç ilgimizi çekmiyor. Ve çoğu kez, bulduklarımızı bilinç ile değerlendirmeye çalışıyoruz. Peki bilincin ne olduğunu biliyor muyuz? Böylelikle bu yazının konusu da belli oldu: Bilinç nedir? Sezgilerimizle bulup çıkardıklarımızı nasıl algılar, değerlendirir? Ona güvenebilir miyiz?" Konumuz bu. Bilinci, ben Schopenauer'in yol göstericiliği ile ele alabileceğimizi düşünüyorum. Kendisini çok severim ve kendime yakın bulurum. Wikipedia onun için "tamamen farklı yönlerden yaklaşarak Budis...

Yeniçeri Noel Baba’ya karşı!

Resim
Bolu'da yılbaşı kutlamalarını protesto eden BBP'liler, 'Yeniçeri'ye 'Noel Baba'yı kovalattı. 31 Aralık 2014'de oldu bu.

İade-i itibar mı, itibarı iade mi?

Resim
Dün (24 Aralık 2014) ofisimde çalışırken, reis-i cumhur'umuzun, " Kullandığımız Türkçe'nin felsefe ve bilim için yeterli olmadığını, aslında tam olarak yeterli olan Osmanlıca'nın, halkımızın içine işlemiş bu güzel lisanın, bir gün içinde ortadan kaldırıldığını, bunun sonucunda da, yabancı dillerden alınan kelimeler (özellikle İngilizce) kullanmadan bir konunun anlatılamadığını...vb. "  söylediğini işittim. Ne kadar memnun oldum anlatamam. Hislerimi ifade etsin diye yandaki resmi yazıya ekliyorum. Ben de millet neden felsefe okumuyor, sevmiyor diye merak ediyordum. Demek dilini anlamıyormuş. Artık dil bilimciler çalışıp, dev Osmanlıca felsefe külliyatını hayata döndürür herhalde. Bildiğiniz gibi, felsefe müslümanlar tarafından keşfedilmiştir. İlaveten, devlet büyüklerimizin bilim ve felsefe ile bu kadar yakından ilgili olduğunun da farkında değildim. Bunu anlamak beni çok rahatlattı. "Blog'u kapatayım bari, okuyan eden yok" diye düşünürken, bird...

Sanal gerçeklik olarak fiziki dünya

Resim
Çok ilginç bulduğum bir kitabın ilk bölümünü, oturup sizin için çevirdim. Metni aşağıda veriyorum. Tahmin edebileceğiniz gibi, ileride astroloji ve burada anlatılan teoriler arasında bağlantılar kurmaya çalışacağım. Quantum Realism Chapter 1. The physical world as a virtual reality1 Brian Whitworth, Massey University, New Zealand (*) Modern fizikte tuhaf teoriler alışılmadık şeyler değildir. Örneğin Everett, 1957 yılında " her kuantum olayı gerçekliği böler, aslında her olası seçenek gerçekleşir, fakat paralel dünyalarda ."der. 1998 yılında Guth genişleme modelinde, evrenimizin bir çok kabarcık (bubble) evrenden sadece biri olduğunu ileri sürer. Maddeyi (evreni) oluşturan en temel, bölünemeyecek kadar küçük bileşenlerin nokta gibi parçacıklardan değil, titreşen minyatür keman tellerine benzeyen sonsuz küçük (infinitesimal) döngülerden oluştuğunu anlatan sicim (tel) kuramı, bildiğimiz dört boyuta (x,y,z ve zaman) ek olarak 6 boyut daha ekler. M-teorisinde, evrenimiz ...

Henry Bergson ve değişim felsefesi

Resim
Değişim felsefesi dendiğinde akla antik felsefenin ünlü düşünürü Herakleitos gelir. Hemen herkes (özellikle lisede edebiyat kolunda okumuş olanlar) onun " Aynı ırmakta iki kez yıkanılmaz. " sözünü bilirler. Gerçi bu sözün gerçekten ne anlama geldiğini bilene, üzerinde düşünene rastlamadım...Ama bilinir işte. Herakleitos, temel olarak, varolan her şeyin sürekli bir değişme hali içinde olduğunu vurgulamak üzere,  " Her şey akar " derken, yaratılmış her şeyin sürekli bir değişim hali içinde olduğunu, bunun sonucu olarak, sabit olan, dayanak noktası olarak alabileceğimiz neredeyse hiç bir şeyin olmadığını anlatmaya çalışır. Birazdan detaylarına indiğimizde, ne kadar güçlü ve derin bir düşünceyi yansıttığını anlayacağımız bu ifade, değişim felsefesini özetler ve bazı düşünürler üzerinde deriz izler bırakmıştır. Henri Bergson da bu insanlardan biridir. Kendisi 1859 - 1941 yılları arasında arasında yaşamış bir Fransız düşünürü olup, modern sanat ve felsefe üzerinde deri...

Fütürizm

Resim
Bu gün Türkçe'ye tuhaf bir kelime ile "gelecekçilik" olarak çevrilen fütürizm'den bahsetmek istiyorum. Sanırım, başka bir kelime de yok bunu karşılayabileceğimiz. 1900'lü yılların hemen başlarında, 1909 yılında, İtalyan şairler, endüstrinin gelişmesinin tüm heyecanını içlerinde hissederek, Le Figaro gazetesinde bir fütürist manifesto yayınlarlar. Başını Filippo Tommaso Marinetti'nin çektiği bu hareket, geçmiş ve şimdiden neredeyse tiksinen ve geleceğe sıçramaya hazır, devingen bir enerji topunu andırmaktadır. Oldukça keskindirler de: Şiirde temel öğeler cesaret, cüret ve isyandır, Edebiyat durgunluktan ve uyuşukluktan sıyrılmalıdır. Edebiyatta işlenecek konular saldırgan hareketler, kavga ve dövüştür.  Dünya yeni bir güzellikle zenginleşmiştir. Yeni güzellik sürattir, hızdır. Motoru güçle sarsılan, homurdanan bir yarış arabası Victoire de Samotrace'dan daha güzeldir.  Kavga güzeldir. Saldırgan niteliği olmayan bir şaheser olamaz.  Şiir tanın...