Sanal gerçeklik olarak fiziki dünya
Çok ilginç bulduğum bir kitabın ilk bölümünü, oturup sizin için çevirdim. Metni aşağıda veriyorum. Tahmin edebileceğiniz gibi, ileride astroloji ve burada anlatılan teoriler arasında bağlantılar kurmaya çalışacağım.
Quantum Realism Chapter 1. The physical world as a virtual reality1
Brian Whitworth, Massey University, New Zealand (*)
Modern fizikte tuhaf teoriler alışılmadık şeyler değildir. Örneğin Everett, 1957 yılında "her kuantum olayı gerçekliği böler, aslında her olası seçenek gerçekleşir, fakat paralel dünyalarda."der. 1998 yılında Guth genişleme modelinde, evrenimizin bir çok kabarcık (bubble) evrenden sadece biri olduğunu ileri sürer. Maddeyi (evreni) oluşturan en temel, bölünemeyecek kadar küçük bileşenlerin nokta gibi parçacıklardan değil, titreşen minyatür keman tellerine benzeyen sonsuz küçük (infinitesimal) döngülerden oluştuğunu anlatan sicim (tel) kuramı, bildiğimiz dört boyuta (x,y,z ve zaman) ek olarak 6 boyut daha ekler. M-teorisinde, evrenimiz beşinci boyutta, göremediğimiz bir bran (brane : verilen boyutlar üzerinden genişletilmiş nesne) üzerinde yüzmektedir. (Gribbin - 2007). Bazı fizikçiler de, evrenimizi sonsuz bir döngüde çarpışan ve geri çekilen iki evrenden biri olduğunu öner sürer. (J. Khoury, 2001). Fiziksel dünyayı bildiğimiz- gördüğümüz gibi ele alan fiziğin olduğu günler geride kalmıştır.
Bu teorilerin yanı sıra, fiziğin kanıtlanmış bulguları da yeterince tuhaftır doğrusu: Güneş, çevresinden dolaşan ışığı büker (aslında uzay zamanı büker) , dünyanın yer çekimi zamanı yavaşlatır, hassas (atomik) saatler, uzun binaların tepelerinde (özellikle uydular için önemlidir-ug), zemin seviyesinde olduklarından daha hızlı çalışırlar. Hareket de zamanı yavaşlatır; Bir uçaktaki (atomik) saat, yerdekinden daha yavaş ilerler (Hafele & Keating, 1972), hareket eden nesneler hızlandıkça ağırlaşırlar. Bununla birlikte, uzay, zaman, kütle değişkendir fakat, ışık hızı tuhaf bir şekilde sabittir.
Relativite size tuhaf geliyorsa, kuantum teorisi daha da tuhaf şeyler anlatır: Young'un deneyinde, bir elektron, önündeki iki yarıktan da geçtikten sonra birleşir. Dolaşık fotonlar, ışık hızı limitine aldırmaz, boşluk basınç yaratır ve gamma radyasyonu tamamen rastlantısaldır. (Neden-sonuç bağlantısı kurulamaz.) Einstein gibi yeni fikirlere açık olan bir fizikçi bile, kuantum teorisini anlamsız bulduğu halde, geçen zamanda elde edilen bulgular, bu teorinin sağlamlığını kanıtlamıştır. "Beğenelim ya da beğenmeyelim, kuantum teorisinin tuhaf bulguları gerçektir. (Tegmark & Wheeler, 2001)"
Quantum mekaniği ve relativite teorisi, modern fiziğin iki mücevheridir. Çünkü çalışırlar ve yanlış oldukları kanıtlanamamıştır. Aslında hikaye 1860'larda Maxwell'in dalga denklemleri ile başlar. Bunu 1900'de Planck sabiti takip eder. Einstein'in özel göreliliği 1905'de, genel görelilik (relativite) 1915 yılında gündeme gelir. Schrödinger'in dalga denklemi 1925 yılındadır. Bu teorilerin işaret ettikleri konular öylesine şaşırtıcıdır ki, başlangıçta ciddi şüphe ile karşılanırlar. Bununa birlikte bütün sınamalardan, testlerden başarı ile geçerler. Fermi, nötrinonun varlığını, 1953 yılında, bulunmasından 20 yıl önce, 1933 yılında öngörür. Dirac'ın anti madde fikri, çok sonraları kanıtlanabilmiştir.
Ne var ki, bir aşamadan sonra fizikçiler, tarihte ilk defa, bulgularının gerçek hayatta ne işe yarayacağına çok aldırmadan ilerlediler. Gerçi, o zamanlarda kullanım alanı bulamayacak bir çok teori, bu gün cep telefonlarından uzay araştırmalarına kadar bir çok konuda kullanılmaktadır. Bununla birlikte, teorik fizik çalışmaları, anlam ya da matematik arasında seçimini, matematikten yana yapmıştır. Bu çalışmaların fizik dünya için anlamlı olup olmadığına bakmaksızın, matematik kanıtlamalarla yürüyen bir bilime dönüştüğü içindir ki quantum fiziği bu gün liselerde okutulamaz. Üstelik iş öyle bir noktaya gelmiştir ki, sanal parçacıklar, hiçlikten, boş uzaydan ya da görünmez alanlardan aniden doğar ve denklemlerdeki yerlerini alırlar. Artık "Çeneni kapa ve hesapla" ilkesi yürürlüktedir. Bununla birlikte, temel fizikte, son 30 yıldır önemli bir ilerleme olmaması ciddi olarak sorgulanır hale gelir.
Makro kosmosu mükemmelen açıklayan genel relativite teorisi ile, mikro kosmosum alfabesi olan kuantum teorisi birbiri ile uyuşmamakta, her biri kendi kümesindeki olayları açıklayabilmektedir. Bu gerçek bir sorundur. Nikoli, 2008 yılında "Kuantum teorisindeki dert şudur ki, bu teori hiç bir zaman nesnel gerçekliğin ne olduğuna ilişkin açık ve net cevap vermez." diye yazar. Bu çok yaygın bir düşüncenin ifadesidir. Buradan da asıl soruya geliriz: "Gerçeklik nedir?"
İdealizm - Realizm
İçinde yaşadığımız dünyanın bir sanal gerçeklik ortamı olup olmadığı, fizikten çok, kurgu bilimin konusudur. Bununla birlikte, tüm eski kültürlerde bu mit'e göndermeler yer alır. Budizm'de, evrensel akıl, denizin üzerindeki köpükler gibi dünyalar yaratır. Hinduizm'de, dünya tanrıların oynarken yarattığı bir illüzyon (Maya)dır. Batıda Platon, dünyayı ideler dünyasından yansıyan ışığın yarattığı bir gölge oyunu olarak tasvir eder. Gnostisizm'de ise, dünya, Demiurge (Demiurgos) adı verilen bir yaratık tarafından yaratılan bir hayaldir. Demiurgos bile "gerçek" gerçekliği bilmez.
Pisagor, dünyanın asli unsurunun madde değil, sayılar olduğunu söyler. Platon, tanrının geometrik düzen kurduğunu düşünür. Gauss'un tannrısı hesaplar. (Bkz. yandaki figür - Blake'in evreni ölçen eski varlığı.)Son iki bin yıldır (hatta fazla süreden beri), insanlar gerçekliğin gördüğümüz gibi mi (Aristo'nun gerçekliği) yoksa bir yansıma mı (Plato'nun idealizmi) olduğu konusunu tartışmakta. Manrıksal olarak, bunlardan birinin yanlış olması beklenir. Günümüzde ortodoks din ve ortodoks bilim bu tartışmanın uçlarını temsil ediyorlar.
Zaman içinde bilim, dine kafa tutabilecek kadar güçlendiğinde, Descartes dualism - ikicilik ile bir arayol önerdi. Madem "Düşünüyorum, öyleyse varım" diyebilen, bedenden bağımsız bir zihin vardı.. Her biri kendi dünyasında (din ve bilim) yaşayabilirdi. Fakat bu kabul, bilim adamlarını, "sadece fiziksel gerçekliğe inanan ateistler", "görünenin ötesinde de şeyler olduğunu kabul eden teistler" ve "bilemeyiz diyen agnostikler" olarak üç gruba böldü.
Günümüzde dualizm gittikçe artan bir oranda mantıksız bir kludge (bir amaca yönelik olarak fakat kötü bileşenlerle yapılmış çakma yapı, gecekondu) olarak algılanmakta.İki ayrı gerçekliğin nasıl olup da bir arada olabileceğine ilişkin gerçek bir açıklama vermediği düşünülmekte. Eğer beden ve zihin, birbirinden tamamen ayrı ise ve aynı zamanda etkileşim içinde ise, bu mekanizma nasıl çalışıyor? Hangisi öncelikli? Beynin yarattığı bir zihin gereksiz görünürken, zihin tarafından yaratılan beyin de pek gerçekçi görünmüyor. Eğer beden ve zihin bir paranın iki yüzü ise, para nerede?
Bu nedenlerle, dualizm bugün "sadece tek bir gerçeklik vardır" diyen monizm (tekçilik) karşısında zor durumda. Bilim adamları doğal olarak, üzerinde çalışmakta oldukları fiziksel gerçekliğin tek gerçeklik olduğuna inanmakta. Fiziksel monizm ile idealistik dualizmin çatışmasına tanık olmaktayız.
Sanal gerçeklik varsayımı
Bilim ve dinin bu ideolojik savaşı yaşanırken, bir diğer monizm dikkatlerden uzak bir şekilde oluşmaktaydı. Virtualizm - sanalcılık (Raspanti, 2000),fiziksel dünyanın, fiziksel olmayan bir kuantum prosesin çıktısı olduğunu, yani sayısal (digital) bir yapıda olduğunu söylemekteydi. Fiziksel gerçeklikde sadece fiziksel dünya var ise, dualizm'de bunun yanı sıra aynı zamanda bir başka gerçeklik de var ise, kuantum gerçekliğinde sadece diğer gerçeklik var. Bu da bir monizm aslında. Gerçek olan asıl şey kuantum fiziğinin hayaletimsi dünyası ve gördüğümüz fiziksel dünya da ekranda gördüğümüz bir görüntü. Bu yaklaşım fiziğin en temel aksiyomunu, "Fiziksel varoluş dışında bir şey yoktur" argümanını reddediyor. Hatta yerine şu argümanı koyuyor:
"Fiziksel evrende nesnel olarak ya da kendiliğinden olan hiç bir şey yoktur."
Bu durumda, eğer fiziksel dünya, deneyimlediğimiz fiziksel olaylar olarak tanımlanıyorsa, iki birbirini dışlayan hipotez şu şekilde ifade edilebilir:
1- Nesnel gerçeklik varsayımı: Fiziksel dünya bir gerçeklikdir ve var olmak için başka bir şeye ihtiyaç duymaz, kendine yeterlidir.
2- Sanal gerçeklik varsayımı : Fiziksel dünya bir sanal gerçekliktir, talep üzerine bir süreç tarafından yaratılır ve varlığını bu sürece borçludur.
Gerçeklik seçenekleri
Tarihsel olarak gerçeklik hakkında dört farklı dünya görüşünden bahsedilebilir:
1- Fiziki gerçeklik: Sadece gözlenebilen fiziki dünya vardır.
2- Solifizm : Sadece zihin vardır, gerçek dediğimiz dünya zihin tarafından yaratılır.
3- Dualizm: Fiziki dünya vardır fakat arkasında, onu gözetim altında tutan bir üst dünya vardır.
4- Kuantum gerçekliği : Fiziki dünya bir kuantum süreci tarafından inşa edilir.
Fiziki gerçeklikte, kendiliğinden var olan fiziki dünya, kendini olduğu gibi gözlemler. Biz dünyayı katı, gerçek, kendiliğinden var olan şeklinde görürüz. Hatta, benlik bilinci, beynin ürettiği bir illuzyondur. Bu yaklaşım insanın özgür iradesi ile çelişmez fakat önemli bir sorunla karşılaşır: Saf bir fizik gerçeklikte, dünyamızda karşılaştığımız öngörülemezliğe - rastlantısallığa (randomness) yer yoktur.
Solifizm'de, kendiliğinden var olan gözlemci, aslında olmayan fiziksel bir dünyayı hayal eder. Zihin, kendi gerçekliğini kendi inşa eder demek, dışarıda gerçek bir dünya yoktur anlamına gelmez. Einstein'in dediği gibi, "Kimse bakmıyor olsa bile Ay var olmaya devam eder". Ayrıca, "Ben hayal etmeye başyana kadar sen yoktun" gibi iddialı bir cümle de kurmaz. Yine de esas olan gözlemcinin bakışıdır.
Ancak bu yaklaşımın çıkmazları vardır: Eğer, kimsenin görmediği bir ormanda, çürüyen ve düşen tek bir ağaç bile yoksa, tarih nasıl oluşmaktadır? İnsan ırkı ortaya çıkmadan önce, milyonlarca yıl süren çağları ve o zamanlarda yaşayan dinozorları nasıl açıklayabiliriz? En azından kendi gerçekliğimi yaratabiliyorsam, düşlediğim bedeni neden yaratamıyorum?
Sonuçta, bu günlerde solifizm çok ciddiye alınan bir seçenek değildir.
Dualizm'de, fiziki dünya gerçekten var olmakla bilikte, bir başka gerçeklik onu gözlemektedir. Dolayısıyla aynı zamanda cennet, cehennem ve ruhani dünya da mevcuttur. Dualizm, yerleşik dinler için uygun bir çözümdür. Bununla birlikte, dinler bilimden kalan boşluğu doldurmaktadır ve bu alan da gittikçe daralmaktadır.
Kuantum gerçekliğinde, fiziki dünya kuantum olayları tarafından inşa edilir. Dolayısıyla dışarıda bir gerçek dünya vardır fakat bu sadece bizim gördüğümüz fiziki dünyadan ibaret değildir. Gördüğümüz aslında, altta yatan gerçekliğin bir arayüzüdür. Gerçekliği temsili bir şekilde yansıtır(mediate). Bir örnek vermek gerekirse, bir insanın mail adresi, o insanı temsili şekilde yansıtır fakat o bir adrestir, insanın kendisi değildir. Dolayısıya, kuantum gerçekliği temsil eden fiziki yapı kendi başına gerçeklik değildir fakat gerçekliği ifade ve işaret eder.
Fiziki gerçeklikte, gözlenen bir olay, onu gözleyen bilinçli bir gözlemciyi de gerektirir. Fakat kuantum gerçekliğinde, gerçek bir gözlemci sanal gerçekliği kendi yaratır. Kimse görmüyor olsa da, kimsenin bakmadığı bir ormanda bir ağaç çürür ve düşerse, düştüğü "yer" onu algılar- gözlemler. Solifizm, tek kişilik bir oyun ise, kuantum gerçekliği, her bir foton, elektron ve quark'ın gözlemci olduğu inanılmaz sayıda gözlemciden-oyuncudan oluşan bir ekiple oynanan bir oyundur.
Dünyamızda var olan efsanelere (diyelim ki superman - ug) olan yaklaşımları ile bu gerçeklikleri inceleyebiliriz: Fiziki gerçeklik bunları yadsır. Herşey bir neden-sonuç ilişkisi içinde ve mantık çerşçevesinde gerçekleşmelidir. Kuantum gerçekliği bunları yadsımaz fakat savunmaz da. Online oyunlar, oyuncuların kuralları değiştirmesine izin vermezler. Buna benzer şekilde, simule edilen (sanal) bir dünyada, efsane kahramanlarının bunları değiştirmesi neden teşvik edilsin ki? Sistem, genellikle efsaneler ve efsane kahramanları olmadan çalışacak şekilde kurgulanmıştır. Ayrıca, dünyamız harici girdiler ile ayarlanmakta olsaydı, şimdiye kadar fark ederdik.
"World of Warcraft" gibi bir oyun oldukça gerçek görünür, çünkü oyuncu sola baktığında solunu, sağa baktığında sağını görür. Ne tarafa dönerse dönsün, gerçeklik vardır. Fakat sadece oyuncu baktığında vardır.
Kuantum teorisi, kendi gerçekliğimiz için de aynısının geçerli olduğunu söyler. Fiziksel bir olay sadece biz onu gözlemlerken gerçekleşir. (Aynı oyunda olduğu gibi.) Ve yine aynı oyunda olduğu gibi, bazı yüklü sahneleri ağır çekim izlediğimize benzer şekilde, relativite teorisi, dünyamızda ağır kütlelerin ya da yüksek hızların yakınında zamanın yavaşladığını söyler. Dünyamız bir sanal dünya gibi davranıyorsa, olmadığını nerden bilebiliriz ki?
Bu matrix değil
Matrix filminde, sanal gerçekliğin içinde yaşayanlar, aynı bizim de içinde yaşadığımız şekilde, aldıkları bilgi doğrultusunda gerçekliği algılarlar. Ancak bir kahraman bir gün fişi çektiğinde, matrix çöker ve aslolan diğer dünyaya düşerler. Önceden içinde yaşadıkları fiziki dünya, başka bir fiziki dünyada olan bilgisayarlar tarafından yaratılmış sanal bir dünyadır.
Sanal gerçeklik, bu fikir, bu yaklaşım değildir. Bizim dünyamız, başka bir fiziki dünyanın yarattığı sanal bir dünya değildir. Aksine, gördüğümüz dünyayı yaratan fiziksel işlemci, evrenden daha büyük olmalıdır. Churc-Turing tezine göre, sınırlı (sonlu) bir klasik program, belirlenmiş her türlü çıktıyı taklit(simule) edebilir. Fakat teorik olarak, klasik işleme (proses) kuantum işlemeyi taklit edebilirse de, uygulamada, bilgisayarlarda bir kaç yüz atom ile sınırlı bir dünyayı bile taklit etmeye kalktığınızda, evrenindeki tüm atomların sayısından daha büyük bir belleğe ve evrenin yaşından daha fazla zamana ihtiyacınız olduğu ortaya çıkmaktadır.(Lloyd, 2006)
Hatta bir kuantum olayını (diyelim ki elektron dalga fonksiyonunun galaksiye yayılması ve tek bir nokta haline gelmesi - çökmesi), bu günkü süper bilgisayarlarımızın kapasitesi dışındadır. Sadece kuantum bilgisayarlar bu güce yaklaşabilir, fakat onlar da bunu aynı fiziksel olmayan kuantum kaynaklarını kullanarak yapabilir.
Bir sanal dünya yaratmayı başarmış olalım (bildiğimiz bilimin burada çalışmayacağını bir yana bırakarak), ve örneğin Sims oyunundaki bazı karakterlerin düşünmeye başladıklarını varsayalım. Teorilerini, kendi dünyalarının onlara verdiği bilgi çerçevesinde yapacaklardır. (Aynı bizim gibi). Eğer kendi pixel dünyalarının geçmiş bir zamanda, biçimlendirilebilir bir zaman ve uzay ile başladığını keşfederlerse (bizim gibi) buradan bir sanal dünyada yaşadıklarını anlayabilirler. Bunu sağlayan süreci tam anlayamasalar da, bir takım çıkarsamalarda bulunabilirler . (Bizim şu anda yaptığımız gibi).
Aslında bu gün fizik artan ölçüde fiziksel olaylardan çok, kuantum state'leri (durumları) ile ilgilenmekte. Sanal gerçeklik varsayımı doğru ya da yanlış olsun, bilim yine de gelişebilir. Fiziki dünya gerçek olmak yerine, gerçekliğin bir arayüzü olsa da, teorilerimizi hala test edebiliriz.
Aynı doğaya sahip şeyler, bir diğeri tarafından gerçek olarak algılanıyorsa, bir pixel diğer pixel için gerçek ise, dünyamız bir lokal gerçeklik de olabilir. (Kendi içinde gerçek, dışarıdan bakıldığında gerçek değil.) Örneğin, "para oyunu" sanal gerçekliktir, yani bizim için gerçek değildir. Yine de "oyun içinde" kazandığımız paralarla bir şeyler alabiliriz. Benzer şekilde, dünyamız bizim için pek gerçek olsa da, güneş'ten hızla uzaklaşan bir nötrino için tüm gezegenimiz içinden geçip gittiği hayaletimsi bir gölgeden başka bir şey değildir. Biz dünyada olan biteni gördüğümüzü var sayarız, fakat aslında gördüğümüz, baktığımız zaman üretilen bir şey olabilir. İşte, kuantum teorisi tam da bunu anlatır.
(*) Brian Whitworth
Background:
Born in Oldham, England but grew up in New Zealand. After seven years at university, joined the NZ Army as an Officer, Psychologist then Computer Analyst. After "retiring", I designed/wrote Forum, a pre-windows social network used for three years at my university, giving me a PhD on how online groups generate agreement. A US. professor from 1999-2005, I now work at Massey University, Albany, Auckland, New Zealand, as with the Internet the "world is flat". I research how human and social requirements "drive" computing technology design and evaluation. The vision is that people and computers are more than people or computers.
Experience:
A registered industrial psychologist cross-trained in modern IS:
Academic. 21 primary author refereed journal papers, 8 book sections, 30 conference papers, Associate Chair Graduate Studies, Student Internship Manager, Degree Program Leader, Research Officer.
Computing: Systems Analyst/Programmer, Standards & Technical Documentation Officer, Staff Officer Operational Computing, Internship Manager, Degree Program Leader, Research Officer.
Psychology.Senior Army Psychologist (New Zealand), ran Regular Officer Selection Boards (ROSB) assessment centers, psychological tests, task analysis, interviewing, questionnaire design, leadership training, stress management.
Teaching. 15 years teaching, teacher training, competent with large classes, experience with online learning, including Web-board & Web-CT.
Qualifications:
PhD (MSIS); MA (Hons)(Psych); BSc (Maths); BA (Psych); Army Officer Training; Teacher training.


Yorumlar
Yorum Gönder