Kayıtlar

Henry Bergson ve değişim felsefesi

Resim
Değişim felsefesi dendiğinde akla antik felsefenin ünlü düşünürü Herakleitos gelir. Hemen herkes (özellikle lisede edebiyat kolunda okumuş olanlar) onun " Aynı ırmakta iki kez yıkanılmaz. " sözünü bilirler. Gerçi bu sözün gerçekten ne anlama geldiğini bilene, üzerinde düşünene rastlamadım...Ama bilinir işte. Herakleitos, temel olarak, varolan her şeyin sürekli bir değişme hali içinde olduğunu vurgulamak üzere,  " Her şey akar " derken, yaratılmış her şeyin sürekli bir değişim hali içinde olduğunu, bunun sonucu olarak, sabit olan, dayanak noktası olarak alabileceğimiz neredeyse hiç bir şeyin olmadığını anlatmaya çalışır. Birazdan detaylarına indiğimizde, ne kadar güçlü ve derin bir düşünceyi yansıttığını anlayacağımız bu ifade, değişim felsefesini özetler ve bazı düşünürler üzerinde deriz izler bırakmıştır. Henri Bergson da bu insanlardan biridir. Kendisi 1859 - 1941 yılları arasında arasında yaşamış bir Fransız düşünürü olup, modern sanat ve felsefe üzerinde deri...

Fütürizm

Resim
Bu gün Türkçe'ye tuhaf bir kelime ile "gelecekçilik" olarak çevrilen fütürizm'den bahsetmek istiyorum. Sanırım, başka bir kelime de yok bunu karşılayabileceğimiz. 1900'lü yılların hemen başlarında, 1909 yılında, İtalyan şairler, endüstrinin gelişmesinin tüm heyecanını içlerinde hissederek, Le Figaro gazetesinde bir fütürist manifesto yayınlarlar. Başını Filippo Tommaso Marinetti'nin çektiği bu hareket, geçmiş ve şimdiden neredeyse tiksinen ve geleceğe sıçramaya hazır, devingen bir enerji topunu andırmaktadır. Oldukça keskindirler de: Şiirde temel öğeler cesaret, cüret ve isyandır, Edebiyat durgunluktan ve uyuşukluktan sıyrılmalıdır. Edebiyatta işlenecek konular saldırgan hareketler, kavga ve dövüştür.  Dünya yeni bir güzellikle zenginleşmiştir. Yeni güzellik sürattir, hızdır. Motoru güçle sarsılan, homurdanan bir yarış arabası Victoire de Samotrace'dan daha güzeldir.  Kavga güzeldir. Saldırgan niteliği olmayan bir şaheser olamaz.  Şiir tanın...

Yapay zeka (Artificial Intelligence)

Resim
2014 yılının Mayıs ayı başlarında, İngiliz Independent gazetesinde bir haber yayınlandı. Bu haberde, özellikle silah endüstrisinin, yapay zeka çalışmalarına inanılmaz kaynaklar akıtması üzerine, şöyle diyordu ünlü teorik fizikçi Stephen Hawking: " Yapay zeka çalışmalarında sağlanacak başarı, insanlık tarihindeki en büyük olay olabilir. Son büyük olay da olabilir. Eğer risklerden nasıl korunacağımızı öğrenmezsek... " Sonrasında şöyle bir örnek veriyordu:" Diyelim ki dünya dışı bir uygarlık bize bir mesaj gönderdi ve dedi ki, bir kaç on-yıl içinde orada olacağız. Biz nasıl yanıtlardık? Tamam, geleceğiniz zaman arayın da ışıkları açık bırakalım şeklinde mi? " Sonra da ekliyordu: " Muhtemelen hayır. Fakat konu yapay zeka olduğunda, durumumuz tam da budur ". Ayrıca, bu konunun Cambridge Varoluşsal Riskleri Araştırma Merkezi, İnsanlığın Geleceği Enstitüsü, Makine Zekası Araştırma Enstütüsü ve Gelecekteki Hayat Enstitüsü gibi ciddi araştırma merkezlerinde ...

KİTAP SEVEN KİTAPÇILAR - Ercan Oğuz yazdı.

Amerikalı  yazar ve gazete editörü Verlyn Klinkenborg (1952) Londra’daki kitapçılardan övgüyle sözederken, iki kitapçıyı çok sevdiğini bunlardan birinin London Review Bookshop ki, burası hakkında “son derece sıradan bir kitapçı, heyecan verici ya da çekici bir yanı yok” dedikten sonra; “kitap satıyor, kitapları sevdiği belli” diye tanımlayarak kendisini cezbeden yanını çok güzel bir biçimde ifade etmiş. Bu tanımı çok sevdim: “kitap satıyor, kitapları seviyor”. Klinkenborg diğer favori kitapçısının ise John Sandae Books Ltd. isimli kitapçı olduğunu açıkladıktan sonra “mekânın heyecan verici bir parıltısı var” diyor ve şöyle devam ediyor; “pencereler ve merdivenler kitaplarla dolu”. Bu kitapçıları hiç görmesem de, yazarın etkileyici tarifi zihnimde canlandığında, hep özlediğim ve aradığım bu her iki mekânın özelliklerinin birleştiği kitapçı dükkânlarını düşündüm. Her tarafın kitaplarla dolu olduğu ve bilhassa kendi ilgi alanımdaki konuları içeren kitapların çokça bulunduğ...

12 - Jung, Budizm, Karma ve Astroloji

Resim
Önceki yazılarımda da belirttiğim gibi, Jung'un, "Anılar, düşler, düşünceler" kitabının sonlarında, söz döner dolaşır, karma ve yeniden doğuş düşüncesine gelir. Bu konuda Jung'un neler söylediğini hatırlayalım : " Bana, öbür dünyada da belirli kısıtlamalar var gibi geliyor. Sanırım ölülerin ruhları özgürleşme sınırlarının nerede bittiğini ancak zamanla öğreniyor. 'Orada' bir yerlerde, dünyadaki koşullanma gereksiniminde de olduğu gibi, ölümden sonra olgusuna son verme çabasında olan bir karar vericinin olması gerekir. Yaratıcı niteliği olan o karar vericinin hangi ruhların yeniden yaşama döneceklerini saptaması gerektiğini düşünüyorum. Sanırım bazı ruhlar üç boyutlu yaşamsal varoluşu sonsuzluğa yeğ tutuyorlardır. Bu da, büyük bir olasılıkla, yaşadıkları sürede ne kadar kusuru ve kusursuzluğu öbür tarafa götürdüklerine bağlı. Ruh belirli bir anlayış düzeyine ulaştıktan sonra, üç boyutlu bir yaşam çekiciliğini yitirebilir ve anlayış bütünlüğü yeniden cisim...

11 - Neden burada ve bu zamanda?

Resim
Bu yazıyı yazmaya, üzerinde pek konuşulmayan, tabu bir konudan, ölümden ve astrolojinin ölüm hakkında söylediklerinden bahsetmek için oturdum. Fakat işler umduğum gibi gelişmedi. Bu sefer, yazı kontrolü ele aldı ve beni düşündüğümden farklı noktalara götürdü. Oysa, ölüm hakkında düşünmek ve yazmak istememin kendimce bir nedeni vardı;  Bir süredir tepemizden geçmekte olan (transit) Plüto, Merkür’ün doğum anımdaki pozisyonuna ( biz buna natal pozisyon diyoruz)  120 derecelik açı yapmakta. İsterseniz, bu etkinin ne olduğunu ve beni nasıl yönlendirdiğini, bazı mitolojik arketiplerle anlatarak yazıma başlayayım. Benim için bu açının ifade ettiği şu: Gerçeği, fakat köküne kadar gerçeği aramakla, hayatımızdaki bazı konuları bitirmek ve yeni şeyler başlatmakla, yani öldürmekle ve yaratmakla ilgilenen, aynı zamanda ölüler dünyasını yöneten mitolojik tanrı Plüto, bu yılın başlarında, zihnimi temsil eden tanrı Merkür ile karşılaştı ve ikisi konuşmaya başladılar. İki yıl ka...