KİTAP SEVEN KİTAPÇILAR - Ercan Oğuz yazdı.


Amerikalı  yazar ve gazete editörü Verlyn Klinkenborg (1952) Londra’daki kitapçılardan övgüyle sözederken, iki kitapçıyı çok sevdiğini bunlardan birinin London Review Bookshop ki, burası hakkında “son derece sıradan bir kitapçı, heyecan verici ya da çekici bir yanı yok” dedikten sonra; “kitap satıyor, kitapları sevdiği belli” diye tanımlayarak kendisini cezbeden yanını çok güzel bir biçimde ifade etmiş. Bu tanımı çok sevdim: “kitap satıyor, kitapları seviyor”. Klinkenborg diğer favori kitapçısının ise John Sandae Books Ltd. isimli kitapçı olduğunu açıkladıktan sonra “mekânın heyecan verici bir parıltısı var” diyor ve şöyle devam ediyor; “pencereler ve merdivenler kitaplarla dolu”.

Bu kitapçıları hiç görmesem de, yazarın etkileyici tarifi zihnimde canlandığında, hep özlediğim ve aradığım bu her iki mekânın özelliklerinin birleştiği kitapçı dükkânlarını düşündüm. Her tarafın kitaplarla dolu olduğu ve bilhassa kendi ilgi alanımdaki konuları içeren kitapların çokça bulunduğu ve kitaplara bakarken zamanın kaybolduğu, kitaptan başka herhangi bir şeyin: kırtasiye, CD, bilgisayar malzemeleri ve müzik kasetlerinin bulunmadığı kitapçı dükkânlarını. Hele böyle bir kitapçıda bir köşede yola bakan küçük ve sevimli bir kafe de varsa artık orası bir kitap mabedine dönüşmüş demektir. Kahve ve kitap kokularının birbirine karıştığı, tuğladan yapılmış duvarları ahşap raflarla kaplanmış, “kitapları ve kitapseverleri seven” onları içine çeken bir kitap mağazası benim hayâl ettiğim ve bulduğumda ise içinden hiç çıkmak istemeyeceğim bir yer olurdu. Günümüzde koca İstanbul’ da düşlediğim böyle bir kitapçı yok, ya da ben henüz rastlamadım. Her ne kadar değişik semtlerde kafesi olan kitapçılar bulunsa da “kitapsever kitapçı” tanımına girebilecek nitelikte kitapçılar olduğunu pek sanmıyorum.

Ümit verici bir gelişme olarak yakın tarihlerde, Kadıköy’ de Akademi Kitapevi açıldı. Burası kapanmış olan ayni isimli eski bir kitapçının yeniden hayata geçirilmesi ile hizmete girdi. Bulunduğu konum itibariyle gidebileceğimiz bir yerde bulunuyor, zaten özellikle bu nedenle “ümit verici” diye tanımladım. Buranın bir kafesi, hattâ alt katında bir de kütüphanesi bulunuyor ancak yine de “kitapsever kitapçı” sınıfına –şimdilik- bence pek giremiyor, dolayısıyla kafesi de boşa gitmiş ama biraz üstüne düşülse, biraz çabalansa bir şeyler olacak, ümitle bekliyorum.

Büyük kitapçılar da dahil olmak üzere bir çok kitapçının ticari bakış açısı onları, sadece güncel kitapların özellikle de romanların bol miktarda bulunduğu, felsefe, sosyoloji, psikoloji, tarih, din ve arkeoloji gibi bilimsel konulardaki kitapların ise son derece az olduğu, bunların yerine bir çok çeşitli ticari malın satıldığı birer “store” haline getirmiş durumda. Bu tür kitapçıların (!) “kitap seven kitapçılar” olmadıkları, olmayı da düşünmedikleri çok aşikâr.

Doğrusu şu ki; kitap ilgimizin ve kitaplara düşkün olmamızın asıl nedeni  bilgiye olan sevgimiz, öğrenmeye olan tutkumuzdur. İşte bu durum “felsefe” teriminin kökündeki anlamda çok güzel açığa çıkmakta; yani “philos-sophia” da, “bilgi sevgisi” nde. Çünkü kitaplar bizi bilgiye götüren, ulaştıran, araçlardır. Kitapçılarda uzun vakitler geçirmemizin ve kitap aramamızın esas nedeni bilgiyi bulmak için araştırma, arama faaliyetidir ve biz bu nedenle böyle kitapsever kitapçılara özlem duyuyoruz. Çünkü kitapçıları bir nevi mabed, bir bilgi mabedi olarak olarak görüyoruz. Belki kütüphanelere “bilgi mabedi” demek daha uygun olur ama bizim gibi “bilgi severler” kendi kitaplıklarını kurmayı tercih ettikleri için, kitapçılara giderek bilgi kaynaklarını satın alırlar ve kendi kütüphanelerinde saklarlar.  Bilgileri yani “filos” her an ellerinin altında olmalıdır, akıllarına geldiği an ona ulaşabilmeliler.

Sevgili dostum Ümit ile yine bir kitapçıda yani mabedde felsefe kitapları standının önünde tanıştık ve o günden bu yana sohbetlerimiz ve dostluğumuz devam ediyor. Kitapçılar sadece kitap satın alınan yerler olmaktan öte işte böyle bilgi sever, aydın dostların da bulunabildiği yerler de olabiliyor, ancak “bilgi severler” için sanırım “kitap seven kitapçılar” herhalde daima özlenilen yerler olarak kalacaklar gibi görünüyor. Belli olmaz, belki ileride böyle yerler açılır da bizleri mutlu ederler.

Ercan OĞUZ


                                                  

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Henry Bergson ve değişim felsefesi

İstenç, bilinç ve sanat

Olmayan zaman ve anlamayan Astroloji