Yapay zeka (Artificial Intelligence)

2014 yılının Mayıs ayı başlarında, İngiliz Independent gazetesinde bir haber yayınlandı. Bu haberde, özellikle silah endüstrisinin, yapay zeka çalışmalarına inanılmaz kaynaklar akıtması üzerine, şöyle diyordu ünlü teorik fizikçi Stephen Hawking: "Yapay zeka çalışmalarında sağlanacak başarı, insanlık tarihindeki en büyük olay olabilir. Son büyük olay da olabilir. Eğer risklerden nasıl korunacağımızı öğrenmezsek..."

Sonrasında şöyle bir örnek veriyordu:" Diyelim ki dünya dışı bir uygarlık bize bir mesaj gönderdi ve dedi ki, bir kaç on-yıl içinde orada olacağız. Biz nasıl yanıtlardık? Tamam, geleceğiniz zaman arayın da ışıkları açık bırakalım şeklinde mi?" Sonra da ekliyordu: "Muhtemelen hayır. Fakat konu yapay zeka olduğunda, durumumuz tam da budur".

Ayrıca, bu konunun Cambridge Varoluşsal Riskleri Araştırma Merkezi, İnsanlığın Geleceği Enstitüsü, Makine Zekası Araştırma Enstütüsü ve Gelecekteki Hayat Enstitüsü gibi ciddi araştırma merkezlerinde ele alınması gerektiğini söylüyordu.


Cortana
Çoğu insana fantastik gelse de, bu çok güncel bir konu aslında. Çünkü, bu yılın başlarında Google, DeepMind (derin zihin) adlı yapay zeka (AI: Artificial Intelligence) şirketini satın aldı. En az sekiz robot geliştirme şirketini satın almasının ardından oldu bu. Google'ın "Now" adlı ses ile çalışan kişisel asistanı , benzer kulvarda, daha önde giden  Apple'ın "Siri'si, Microsoft'un "Cortana"sı, IBM'in sorulan sorulara cevap vermek üzere geliştirdiği ve Riziko yarışma programında en başarılı -insan- yarışmacılara galip gelen "Jeopardy" isimli yapay zeka programı, yine Google'ın şu anda test edilmekte olan, sürücüye ihtiyaç duymadan giden otomobili, en popüler yapay zeka uygulamaları. Üstelik heybedeki asıl turpların, silah sanayinde olduğu da biliniyor. 

Örneğin bugün i-phone telefonlarda yüklü gelen "Siri" adlı asistan uygulamasının, 2003 yılında başlayan ve 2008 yılında biten bir askeri projenin sonuçlarından biri olduğunu, (açık bilgi olduğu halde) çok az insan biliyor. Projenin kısa adı CALO, tam adı ise "Cognitive Assistant that Learns and Organizes". Yani "Organize eden ve öğrenen bilişsel yardımcı." Projenin kısa adı "calo" ise, latince "calonis" sözcüğünden geliyor. Anlamı ise, "askerin yardımcısı". Yardımcının, yani Siri'nin en önemli özelliği ise, sürekli öğrenmesi. Siri henüz Türkçe'yi desteklemiyor.

Belki farkındasınız, Amerika'da adamın biri, geçenlerde Siri'ye "Birini öldürdüm, cesedi nasıl yok edebilirim?" diye sordu. Apple, bu sıradışı soruyu soran adamı polise şikayet edip yakalattığına göre, uygulama sadece askerin değil, polisin de yardımcısı :) Sorularınızı ona göre sormalısınız.


 Ben bir Asimov hayranı olarak, ünlü "üç robot yasası" ile üniversite çağlarımda tanışmıştım. Bu yasaların ne denli önemli olduğu, Asimov'un bunları daha 1942 yılında yazarak, ne kadar ileri görüşlü olduğu sonraki yıllarda daha iyi anlaşıldı. isterseniz bu üç yasayı hatırlatalım:

1- Bir robot insana zarar veremez, hareketsiz kalarak bir insanın zarar görmesine izin veremez.
2- Bir robot, birinci yasa ile çelişmediği takdirde, insanlar tarafından verilen emirlere uymakla yükümlüdür.
3- Bir robot, birinci ve ikinci yasa ile çelişmediği sürece, kendi varlığını korumakla yükümlüdür.

Fakat yeni nesil silah üreticilerinin bu üç yasayı takmayacağı da ortada. Önünde sonunda, makineler insan öldürmeyi öğrenecekler gibi görünüyor.


Bildiğiniz gibi, Coen kardeşlerin Matrix filmi bir çok insanı çok etkiledi. Aslında yaptıkları şey, felsefe dünyasında yüzyıllardır bilinen, tartışılan konuları, görsel bir şölen içinde anlatmalarıydı. Makinelerin yönetimi önemli bir fikirdi, ama asıl bomba, bize gerçeklik gibi gelen somut dünyanın bir kurgudan ibaret olduğunu anlatmasıydı. Ki felsefe, bu konuyu 2500 yıldır anlatır durur. Varlık ve zaman, çağdaş felsefenin de önemli bir konusudur. Benim çok ciddiye aldığım nice filozof maddi dünyanın aslında olmadığını, zekice yazılmış (fakat kalın gözlüklü ve anlaması zor metinlerde) anlatıp dururlar. Paralel evrenler konusu da, teorik matematik dünyasında hiç de hafife alınan bir konu değildir. Şüphesiz en eğlenceli anlatım, çarpıtılmış kavramlar çorbası olmakla birlikte, Matrix filimlerindeydi. 

Bunların yanı sıra, tıp endüstrisi de, organların yerini alacak, yapay dokular üretmek için
çalışıyor. Yakın zamanda bu dokulardan üretilmiş bedenlerin, çok şey bilerek geldiği halde, hızla öğrenerek büyüyen (ki bu geometrik bir büyüme olacaktır) yapay zeka içeren beyinler ile birleşmesi kaçınılmaz. Aslında, seyrettiniz mi bilmiyorum, başrolünde Johny Depp'in oynadığı "Evrim - Transcendence" adlı filmde, bedenin gerekli bile olmadığı vurgulanıyor. Dünyaya yayılmış olan internet ağı, bir yapay zeka için gerekli olan varoluş altyapısını sağlıyor. Kötü bir film ama ilginç bir yaklaşım.

İlginç bir yaklaşım, çünkü benim ve Einstein'ın favori filozofu Baruch Spinoza, Tanrı'nın kavrayabileceğimiz sadece iki niteliği olduğunu söyler: Düşünce ve yayılım. Kabaca, ruh düşünce'nin bir ürünü, beden ise yayılım'ın ürünüdür. Birbirine bir şekilde bağlı olan (paralellism) bu iki nitelikten birinin, varoluş için gerekmeyebileceği argümanı, hafife alınabilecek bir argüman değil aslında.

Her neyse ... Hawking'in de dikkat çektiği, en önemli sorun burada başlıyor. Zira, neyin iyi ve doğru, neyin kötü ve yanlış olduğu sorusu, neredeyse insanlık tarihi kadar eski bir soru. Asimov, üç robot yasasını yazarken, tabi ki bu kadim meselenin farkındaydı. Zaten sonradan kitaplarında, robotların gezegenleri ve uygarlıkları yönetmesi gerektiğinde, bu üç yasanın önünde gelen bir yasayı (sıfırıncı yasa) eklemek durumunda kaldı:

0 - Bir robot insanlığa zarar veremez ve hareketsiz kalarak insanlığın zarar görmesine izin veremez. 

Bu çabaya rağmen, hala, neyin insana ya da insanlığa zarar verdiği konusu çok tartışmalı bir konu. Hükümetimizde görevli bir robot, istanbul'a üçüncü hava alanı yapılması konusunda ne derdi acaba? Ya da hükümette görev alacağına, kendini mi yakardı?

Felsefenin "Ahlak felsefesi" başlığı altında binlerce yıldır tartıştığı bu konunun (neyin iyi, neyin kötü olduğu sorusunun) çözümlenip, size gönderilen robotların fabrika ayarlarına yükleneceği iyimserliğinde misiniz, bilmiyorum. Ben değilim.

O yüzden, yaşlandığımda bir köpek almakla yetineceğim.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Henry Bergson ve değişim felsefesi

İstenç, bilinç ve sanat

Olmayan zaman ve anlamayan Astroloji