Kayıtlar

Yapay zeka (Artificial Intelligence)

Resim
2014 yılının Mayıs ayı başlarında, İngiliz Independent gazetesinde bir haber yayınlandı. Bu haberde, özellikle silah endüstrisinin, yapay zeka çalışmalarına inanılmaz kaynaklar akıtması üzerine, şöyle diyordu ünlü teorik fizikçi Stephen Hawking: " Yapay zeka çalışmalarında sağlanacak başarı, insanlık tarihindeki en büyük olay olabilir. Son büyük olay da olabilir. Eğer risklerden nasıl korunacağımızı öğrenmezsek... " Sonrasında şöyle bir örnek veriyordu:" Diyelim ki dünya dışı bir uygarlık bize bir mesaj gönderdi ve dedi ki, bir kaç on-yıl içinde orada olacağız. Biz nasıl yanıtlardık? Tamam, geleceğiniz zaman arayın da ışıkları açık bırakalım şeklinde mi? " Sonra da ekliyordu: " Muhtemelen hayır. Fakat konu yapay zeka olduğunda, durumumuz tam da budur ". Ayrıca, bu konunun Cambridge Varoluşsal Riskleri Araştırma Merkezi, İnsanlığın Geleceği Enstitüsü, Makine Zekası Araştırma Enstütüsü ve Gelecekteki Hayat Enstitüsü gibi ciddi araştırma merkezlerinde ...

KİTAP SEVEN KİTAPÇILAR - Ercan Oğuz yazdı.

Amerikalı  yazar ve gazete editörü Verlyn Klinkenborg (1952) Londra’daki kitapçılardan övgüyle sözederken, iki kitapçıyı çok sevdiğini bunlardan birinin London Review Bookshop ki, burası hakkında “son derece sıradan bir kitapçı, heyecan verici ya da çekici bir yanı yok” dedikten sonra; “kitap satıyor, kitapları sevdiği belli” diye tanımlayarak kendisini cezbeden yanını çok güzel bir biçimde ifade etmiş. Bu tanımı çok sevdim: “kitap satıyor, kitapları seviyor”. Klinkenborg diğer favori kitapçısının ise John Sandae Books Ltd. isimli kitapçı olduğunu açıkladıktan sonra “mekânın heyecan verici bir parıltısı var” diyor ve şöyle devam ediyor; “pencereler ve merdivenler kitaplarla dolu”. Bu kitapçıları hiç görmesem de, yazarın etkileyici tarifi zihnimde canlandığında, hep özlediğim ve aradığım bu her iki mekânın özelliklerinin birleştiği kitapçı dükkânlarını düşündüm. Her tarafın kitaplarla dolu olduğu ve bilhassa kendi ilgi alanımdaki konuları içeren kitapların çokça bulunduğ...

12 - Jung, Budizm, Karma ve Astroloji

Resim
Önceki yazılarımda da belirttiğim gibi, Jung'un, "Anılar, düşler, düşünceler" kitabının sonlarında, söz döner dolaşır, karma ve yeniden doğuş düşüncesine gelir. Bu konuda Jung'un neler söylediğini hatırlayalım : " Bana, öbür dünyada da belirli kısıtlamalar var gibi geliyor. Sanırım ölülerin ruhları özgürleşme sınırlarının nerede bittiğini ancak zamanla öğreniyor. 'Orada' bir yerlerde, dünyadaki koşullanma gereksiniminde de olduğu gibi, ölümden sonra olgusuna son verme çabasında olan bir karar vericinin olması gerekir. Yaratıcı niteliği olan o karar vericinin hangi ruhların yeniden yaşama döneceklerini saptaması gerektiğini düşünüyorum. Sanırım bazı ruhlar üç boyutlu yaşamsal varoluşu sonsuzluğa yeğ tutuyorlardır. Bu da, büyük bir olasılıkla, yaşadıkları sürede ne kadar kusuru ve kusursuzluğu öbür tarafa götürdüklerine bağlı. Ruh belirli bir anlayış düzeyine ulaştıktan sonra, üç boyutlu bir yaşam çekiciliğini yitirebilir ve anlayış bütünlüğü yeniden cisim...

11 - Neden burada ve bu zamanda?

Resim
Bu yazıyı yazmaya, üzerinde pek konuşulmayan, tabu bir konudan, ölümden ve astrolojinin ölüm hakkında söylediklerinden bahsetmek için oturdum. Fakat işler umduğum gibi gelişmedi. Bu sefer, yazı kontrolü ele aldı ve beni düşündüğümden farklı noktalara götürdü. Oysa, ölüm hakkında düşünmek ve yazmak istememin kendimce bir nedeni vardı;  Bir süredir tepemizden geçmekte olan (transit) Plüto, Merkür’ün doğum anımdaki pozisyonuna ( biz buna natal pozisyon diyoruz)  120 derecelik açı yapmakta. İsterseniz, bu etkinin ne olduğunu ve beni nasıl yönlendirdiğini, bazı mitolojik arketiplerle anlatarak yazıma başlayayım. Benim için bu açının ifade ettiği şu: Gerçeği, fakat köküne kadar gerçeği aramakla, hayatımızdaki bazı konuları bitirmek ve yeni şeyler başlatmakla, yani öldürmekle ve yaratmakla ilgilenen, aynı zamanda ölüler dünyasını yöneten mitolojik tanrı Plüto, bu yılın başlarında, zihnimi temsil eden tanrı Merkür ile karşılaştı ve ikisi konuşmaya başladılar. İki yıl ka...

10 - Tanrı, dua ve aşk…

Resim
... Spinoza’ya göre Tanrı Doğa’dır veya Doğa Tanrı’dır ve her şey Tanrı’da veya Doğa’dadır. O halde Tanrı, her şeydir. Ve her şey olan, aynı zamanda hiçbir şey değil midir? İşte bir diğer skandal da budur. Bu tanrı ne yaratır, ne yardım eder, ne ödüllendirir, ne cezalandırır. Spinoza Doğa’dan –mükemmel- diye söz ederken, asla Doğa’dan –iyi- diye bahsetmez, yani -mükemmel’e moral bir değer atfetmez. Kaldı ki meselenin tam da böyle bir değer atfından ortaya çıktığını düşünür. Bu anlamda onun derdi, bu tür atıfların neden olduğu inadequat (eksik ve yetersiz) Doğa ve Tanrı anlayışlarının yerine adequat (tam ve yeterli) bir anlayışı geçirmektir.” Tanrı, dua ve aşk… Hatırlarsanız, bir önceki yazımda şu cümleleri kurmuştum: “ Gelişmeleri yönlendirmek için joker isteme, yani dua etme hakkımız da var. Fakat ben ağlak çocuklar gibi sürekli Tanrı’dan bir şeyler istemenin iyi bir fikir olmadığını düşünüyorum. Önemli bir varta atlattıktan ve ağlayarak aldığım yardımla hayata tutunabildi...

9 - Evlilik üzerine

Resim
Bu gün evlilik üzerine konuşacağız. Biliyorum, artık çok dertli bir konu evlilik. Çoğu insan, erkek ya da kadın, evliliğinden memnun değil. Çevremizde boşanmalar iyice arttı. Anne babalarımızın bir ömür boyu süren evliliklerine artık nadiren rastlamaya başladık. Bir şekilde devam eden birçok evlik de pek mutlu görünmüyor doğrusu... Peki, ne oldu? Eskiden de böyleydi de biz mi fark etmiyorduk? Kapitalist, endüstriyel toplum hepimizi daha tatminsiz yaptığı için birbirimizden beklentimiz çok mu arttı? Ya da kadınlar ekonomik bağımsızlıklarına kavuştuğu için artık baskıcı ve tek yönlü evliliklere “eyvallah” etmez hale geldiler? Şüphesiz bunların hepsi doğru ve geçerli argümanlar. Fakat ben, bildiğiniz gibi, hayatın sihirli bir yanı olduğuna inanan biriyim ve sadece rasyonel akıl yürütme ile evlilik konusunun ele alınamayacağını düşünüyorum. Astroloji de ilişkilerimiz ve evlilik konusunda önemli bilgiler veriyor, bunları birazdan anlatacağım. Fakat buna başlamadan önce, evliliğin “ne o...